Günümüzde çoğu oyuncunun hakim olduğu seri The Witcher’a günümüzde başlamak isteyen birçok oyuncu bulunmakta. Seriyle kitap veya diziyle tanışan insanlar oyun serilerine yabancı olabilir.

Oyunlara giriş yapmak isteyenler genelde çok övülen serinin üçüncü oyunu olan Wild Hunt ile başlamayı istiyor. Fakat seriye üçüncü oyundan giriş yaptığınızda üçüncü oyundaki pek çok olayı anlamanız mümkün değildir. Üçüncü oyundan başlamaya iten en büyük nedenlerden birisi de ilk iki oyunun çağın biraz gerisinde kalması olabilir. Bu rehberimizde sizlere ilk iki oyunun hikayesini özet geçiyoruz ve üçüncü oyuna rahat başlamanızı sağlıyoruz.

REKLAMmonsters reloaded advertisement

The Witcher (İlk Oyun)

Rivyalı Geralt kendini ormanın içinde ne olduğunu bilmediği bir şeyden kaçarken bulur. Kısa bir süre sonra gücünü yitirip yere düşer. Geralt’ın arkadaşları onu şans eseri Witcher kalesi olan Kaer Morhen’in yakınlarında bulur ve onu kaleye götürür. Sahire (büyücü) Triss Merigold Geralt’ı tedavi eder. Ancak Geralt hafızasını tamemen kaybetmiştir ve dövüşmek dışında hiçbir şey hatırlamamaktadır. Tam Geralt ayaklanmışken başlarında Azer Javed adlı bir Sahir bulunan Salamandra isimli haydut grubu tarafından saldırıya uğrarlar. Bu haydutların amacı witcherların en büyük sırrı olan witcher mutajenlerini yani witcherların mutasyon için kullandığı formülleri ele geçirmektir. Kalede fazla witcher bulunmadığından hedeflerine ulaşırlar. Kötü insanların elinde kaos için kullanılabilecek olan bu formülleri geri almak için witcherlar dünyanın dört bir yanına dağılır.

Geralt Tamerya’nın başkenti olan Vizima’nın varoşlarında Salamandra’nın izine rastlar. Salamandra buradaki fistek (uyuşturucu) ticaretinin başıdır. Çok geçmeden Geralt Vizima şehrine girmek için gerekli olan izinleri bulur. Şehire girdiği sırada muhafızlar onu tuzağa düşürür. Bunun sonunda Geralt hapse atılır. Geralt lağımlarda şehre musallat olan bir yaratığı öldürerek özgürlüğüne kavuşur. Hapisten çıktığında ise gördüğü şey ırkçılıktır. İnsanlar insan olmayanları, yani cüceleri ve elfleri hor görmektedir. Onlardan fazlaca vergi alınmaktadır. Ülkenin kralı Foltest ülke dışında dış sorunları çözmekle uğraşırken ülkedeki iç karışıklıktan haberi yoktur. Geralt Vizima’da Order of The Flaming Roses isimli yoldaşlıkla karşılaşır. Bu yoldaşlık insan üstünlüğünü hedefleyen gönüllü kişilerden oluşmaktadır ve Scoia’tael (elf ve cücelerden oluşan isyancı bir birlik) ile savaşmaktadır. Geralt inatla tarafsızlığı savunarak Salamandra’nın peşinden gitmeye devam eder. Tam Azer Javed’i yakaladığını düşündüğü sırada tuzağa düşürülür ve ölümden kıl payı kurtulur. Tekrar Azer Javed’in peşine düşer ve Azer Javed’in yandaşı olan profesörü bir mağarada öldürmeyi başarır. Azer Javed bir hayli zayıflamıştır. Mağara çökerken zar zor oradan kaçan Geralt Prenses Adda ve askerleri tarafından tuzağa düşürülür. Salamandra ile Prenses Adda işbirliği yapmaktadır. Tam da Geralt sonunun geldiğini düşünürken Triss Merigold onu bir adaya ışınlar. Burada bir süre bekleyen Geralt Vizima’ya geri döner.

Döndüğünde Vizima’da kaos hakimdir. Scoia’tael ile Order of The Flaming Roses savaşmaktadır. Bu sırada ülkeye dönen Kral Foltest witcherı yanına çağırır ve ona bu işi bitirmesini söyler. Geralt aldığı istihbaratla Salamandra’nın bataklıktaki üssüne gider. Burada Azer Javed’in işini bitirir ancak witcher sırları Azer Javed’de değildir. Order of The Flaming Roses’un lideri olan Jacques de Alderberg’ün elindedir. Geralt, Jackques’i bulduğunda Jacques ona planını anlatır. Jackques’in amacı insanlığı dünyanın sonu olan Ak Ayaz’dan korumak için süper insanlar yapmaktır. Geralt Jackques’i zorlu bir savaşta öldürür ve witcher sırlarını almayı başarır. Ancak Jacques öldüğünde Vahşi Av’ın (Vahşi av kötü insanların ruhlarını alan, köylerden insanları kaçıran, gökyüzünde belirdiğinde savaş alameti olan bir atlı hayalet grubu olduğu düşünülmektedir. Geralt oyunun başında Vahşi Av’dan kaçmaktadır ve hafızasını Vahşi Av’la at sürdüğü için kaybetmiştir. Vahşi Av’ın neden Geralt’ın peşinde olduğunu ve Vahşi Av’ın tam olarak ne olduğu üçüncü oyunda öğreniyorsunuz.) kralı ortaya çıkar ve Geralt’dan Jack’in ruhunu ister. Oyuncunun seçimine göre Jack’in ruhu ya Vahşi Av’ın olur ya da Geralt Jack’i normal bir şekilde öldürür. Artık Geralt witcher sırlarını bulmuş ve Tamerya’da kahraman ilan edilmiştir. Geralt tam kraldan ödülünü alıp ayrılırken bir suikastçiyi fark eder ve kralın hayatını kurtarır. Geralt ise suikastçinin gözlerine baktığında onun bir witcher olduğunu fark eder. (Witcherların gözleri bir kedininkini andırır) Bu sayede Geralt kralın yakın koruması olur.

The Witcher’daki (İlk Oyun) Önemli Karakterler

Rivyalı Geralt

Oyunda ana karakter olarak oynadığımız ve yaklaşık 35 saati birlikte geçirdiğimiz Witcher Geralt, kuşkusuz hikayede en önemli role sahip. Her olayın kendisinin etrafında dönmesi nedeniyle yeri epey bir önemli.

Triss Merigold

Hafızamızı kaybettikten sonra bize bir nevi rehber olan ve hafızamızı yerine getirmeye çalışan Sahire Merigold da hikayede önemli bir yere sahip.

Azar Javed

Kaer Morhen’e düzenlenen saldırıda baş rol oynayan Azar Javed, oyun boyunca peşinde olduğumuz Salamandra çetesinin de elebaşı.

The Witcher 2: Assassin’s of Kings

Rivyalı Geralt, kendini La Valette zindanında zincirlenmiş bir şekilde bulur. Çok geçmeden Mavi Bereliler olarak da bilinen Temeria Özel Güçleri’nin lideri Vernon Roche tarafından sorgu odasına götürülür. Daha önceki macerasında suikastçıların elinden bizzat kurtardığı Kral Foltest’i öldürmekle suçlanan Geralt, bu noktada masumiyetini kanıtlamak için kralın ölümü ve tutuklanışına kadar gelişen süreçte başından geçen olayları Roche’ye anlatmaya başlar.

Geralt’ın hikâyesine göre Witcher ve büyücü Triss Merigold, Temeria kralının La Valette kalesine karşı yürüttüğü sivil savaşta kralın koruması ve saray büyücüsü olarak görev alırlar. Foltest’in gayr-ı meşru çocuklarını politik birer maşa olarak kullanmaya çalışan La Valette baronesine karşı yürüttükleri kuşatma sıkıdır. Ordunun karşılaştığı ufak tefek engelleri yetenekli Witcher sayesinde çok da kayıp vermeden atlatan Foltest’in ordusu için zafer kesin gibidir. Ta ki bir ejderha savaş alanına inip de Foltest, Roche, Geralt ve Triss’ten oluşan grubun tepesine çökene kadar…

Ejderhanın saldırısı sırasında diğer ikiliden ayrı düşen Foltest ve Geralt, kralın gayr-ı resmi çocuklarının tutulduğu kuleye ulaşmayı başarırlar. Ancak çocuklarına çok kısa bir süreliğine kavuşan Foltest, Geralt’ın gardını indirmesinden yararlanan keşiş kılığındaki bir suikastçı tarafından öldürülür. “Kralkatili” olarak bilinen suikastçı, elf isyancılarından oluşan Scoia’tael’in yardımıyla kaleden kaçmayı başarır. Bu sırada boğazı kesilmiş kralın cesedinin başında durmakta olan Geralt, Temeria ordusu tarafından suikastçı sanarak yakalanır.

Geralt’ın anlattığı hikâyeye inanan Roche, Witcher’a bir antlaşma sunar. Geralt’ın hapishaneden kaçmasına göz yumacaktır; karşılığındaysa Beyaz Kurt’un kendisine asıl suikastçı olan Kralkatili’ni bulma konusunda yardım etmesini beklemektedir. Roche’nin teklifini kabul etmekten başka seçeneği olmayan Geralt, Mavi Bereli’nin bıraktığı anahtarı kullanarak uygun bir zamanda kendini serbest bırakır. La Valette zindanlarında görünmeden ilerleyerek limana ulaştığında yelken açmaya hazır bir gemide kendisini bekleyen Roche ve Triss ile buluşur. Bu sırada “Witcher’ın metresi” ve “Kralkatili’nin fahişesi” olarak bellenen Triss de Vizima’daki evini ve saraydaki pozisyonunu kaybetmiştir. Gerçek Kralkatili’nin tahmini rotasını tartışan grup, en olası ipuçlarını Floatsam kasabasında bulacaklarına kanaat getirerek nehir şehrine doğru yola çıkar.

Flotsam’daki Olaylar

Floatsam’ın biraz dışındaki limana demir atan grup, yolda Scoia’tael lideri Iorveth ve elflerin saldırısına uğrar. Triss’in yarattığı büyülü bir kalkan sayesinde elf oklarından korunan grup, kaçıp şehre varmayı başarır. Lakin kullanmak zorunda kaldığı güç, Triss’i oldukça bitkin düşürmüştür. Bu sırada Floatsam’da da durum oldukça karışıktır. Halk umumi bir idamı izlemek için meydanda toplanmıştır. İdam edilecek elf ve cücelerin arasında Geralt’ın kadim dostları olan Dandelion ve Zoltan Chivey’in de olması, Witcher’ın idamı durdurmak için müdahale etmesiyle sonuçlanır. Kasaba muhafızlarından birkaçını yumruklayarak saf dışı bırakan Geralt, en nihayetinde yerel garnizon komutanı Bernard Loredo’yla arkadaşlarının serbest kalması için bir antlaşma yapar: Kasabanın başına bela olan ve limana yanaşan gemileri batıran Kayran yaratığının icabına bakarsa arkadaşlarının Scoia’tael ile işbirliği yaptığına dair suçlamalar da düşecektir. Antlaşmayı kabul eden Geralt, Kayran hakkında bilgi toplamaya çalışırken Kovir Kraliçesi Zulika’nın danışmanı büyücü Síle de Tansarville ile karşılaşır. Oldukça nadir görülen ve daha da nadir öldürülebilen Kayran’ın kalıntılarından bir kısmına göz koyan Síle, yaratığın uzuvlarından değerli olanları almak karşılığında Witcher’a yardım etmeyi kabul eder. Bol dokungaçlı yaratıkla dövüşen ikili, Síle’nin büyüleri ve Geralt’ın Yrden tuzakları sayesinde Kayran’ı öldürmeyi başarır. Kontratını başarıyla tamamlayan Witcher, bu sayede Zoltan’ı hakkındaki suçlamalardan kurtararak dikkatini bir kez daha Kralkatili’ne çevirir.

Bu sırada boş durmamış olan Triss, Loredo’nun adamlarının Iorveth’in ekibinden bir elfi yakaladığını öğrenmiştir. Iorveth ve Kralkatili hakkında daha çok bilgi alabileceklerini umarak Geralt’ı da yanına alan büyücü, elf teğmenini hapishanede ziyarete gider. Ancak Ciaran adındaki elfin durumu gördüğü işkencelerden dolayı kötüdür; Triss onu konuşabilecek hale getirmeye çalışırken Geralt da acı yüzünden debelenmesini önlemek adına Axii simgesini kullanarak onu sakinleştirmeye çalışır. Sonunda istedikleri bilgiyi Ciaran’dan alırlar: Kralkatili’nin gerçek adı Letho’dur. Ciaran’a onun için bir teklifi olduğunu ve hatıra güllerinin yetiştiği yerde buluşmak istediğini söyleyen Kralkatili, Scoia’tael birliklerini Iorveth’in komutasından almasını teklif ettiği Ciaran elf kardeşlerine ihanet etmeyi reddedince elfe saldırmıştır. Kısacası Scoia’tael ve Kralkatili ittifağı, ortak çıkarları sona erdiği anda ortadan çatırdamıştır.

Bu sırada geçmişe dair anılarının birçoğu hâlâ kayıp olan Geralt’ın hafızası elf ile konuşurken birden tetiklenir. Eski sevgilisi Yennefer ile ilgili anıları geri gelmeye başlayan Geralt, Rivia’daki katliamda katledildiklerini ve üvey kızı Ciri’nin onları bir şekilde geri getirerek Avallach’ın Adası’na bıraktığını hatırlar. Yennefer ona, Ciri’nin başka dünyaları ziyaret etmeye gittiğini ve orada mutlu olduğunu söylemiştir. Ancak Avallach’ın Adası’ndaki bu mutlu beraberlikleri ne yazık ki Yaban Avı’nın dehşet veren süvarilerinin onları bulmasıyla sona erer. Ciri’nin peşinde olan süvariler, Yennefer’i kaçırmış ve Geralt’ı da Kaer Morhen sınırına kadar kovalamıştır. Bundan bir süre önce Witcher kalesinin hemen dışında hafızasını ve şuurunu kaybetmiş bir şekilde Vesemir ve Eskel tarafından bulunuşu da böylece anlamlanmış olur. Hatırladıklarını Triss’e anlattığında büyücü ona hafızasını bloklayan şeyin zayıfladığını ve eğer Ciaran’ın da bahsettiği efsanevi hatıra güllerinden bulabilirlerse onun yapraklarından bir iksir yaparak hafızasının kalanını da kazanmasına yardım edebileceğini söyler. Böylece birlikte gülün bulunduğu iddia edilen elf harabelerine doğru yola çıkarlar.

Harabedeki heykellerden birinin dibinde bitmiş olan gülü bulan Geralt, hatıra gülünü Triss’e verir. Witcher’a karşı derin hisler besleyen büyücü, bu sırada gül hakkındaki bir efsaneden bahseder: “Cymoril’in hatıra gülü” olarak da bilinen gül, bir zamanlar sevgililer arasında çok yaygın bir hediyedir ve sadece gerçekten çok büyük bir aşkla verildiği zaman asla solmadan kalacaktır. Ancak tam bu sırada bir grup haydutla karşılaşırlar. Haydutlar kolay yoldan para kazanmak amacıyla heykeli çalmaya niyetlidirler. Heykeli nasıl taşıyacaklarına karar vermeye çalışırken sonunda heykeli parçalara ayırıp o şekilde taşımakta karar kılarlar. Elf tarihinin bu değerli yadigarlarının parçalanmak üzere olduğunu duyan Triss dehşete düşer ve haydutlara sataşır. Böylece üç haydut, büyü ve kılıcın ortak hiddetini üzerlerine çekmiş olur. Son anda ortaya çıkan dördüncü bir haydutun saldırısını da savuşturmayı başarırlar ancak bu sırada zayıflamış zeminin çöküşüyle birlikte bir yer altı havuzuna düşerler…

Tekrar yüzeye çıktıklarında Triss, Geralt’ın hafızasını yerine getirecek iksiri hazırlamaya giderken Geralt da Iorveth’in izini sürmek için Zoltan’ın yanına döner. Scoia’tael içindeki bağlantılarını kullanan Zoltan, Witcher’ı ormandaki gizli bir buluşma noktasına götürür. Ancak Scoia’tael ile yapacakları bu sözde buluşmanın bir tuzak olduğu ortaya çıkar. Etrafları Scoia’tael okçularıyla çevrilen Geralt ve Zoltan, Ciaran’dan öğrendikleri bilgiler sayesinde Iorveth’in ilgisini çekmeyi başarırlar. Letho’nun kendisine ve elflere ihanet ettiğini söyleyen Geralt, Iorveth’i en azından Letho’yla yüzleşmeye ikna etmeyi başarır. Iorveth’in söylediğine göre Letho, Cáelmewedd’deki elf harabelerindedir ve Geralt’ın doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak için ufak bir tiyatro oyunu sergileyeceklerdir: Iorveth, Geralt’ın mahkumu gibi davranacak ve Letho’nun ağzından laf almaya çalışacaktır. Bu sırada Scoia’tael okçuları da ters bir hareket yapmaması için Geralt’ı gizlice göz altında tutacaklardır tabii.

Harabelere gittiklerinde Geralt tarafından yakalanmış numarası çeken Iorveth, tam da planladıkları gibi Letho’nun ağzından laf almaya çalışır. Letho, Geralt’a daha önce tanıştıklarını ve hatta hayatını ona borçlu olduğunu söyleyerek Witcher’ın kafasını karıştırır. En nihayetinde Scoia’tael ve Iorveth’in tamamen harcanabilir olduğunu itiraf ettikten sonra iş iki Witcher’ın kılıçlarının çarpışması noktasına gelir. Tam bu sırada Geralt’ın izini sürmekte olan Roche ve Mavi Bereliler baskın yapar. Iorveth rolü keserek Geralt’tan kılıcını geri ister –ki Geralt’ın yapmakta oldukça zorlanacağı büyük bir seçimin ilk adımıdır bu.

Scoia’tael ve Mavi Bereliler birbirlerine girmişken Engerek Okulu ve Kurt Okulu’ndan çıkma iki Witcher da karşı karşıya gelmiştir. Dövüşürlerken daha önce de Triss ile birlikte düşmüş oldukları yer altı havuzuna doğru yuvarlanırlar. Letho, Geralt’ın savunmasındaki boşluktan yararlanarak Witcher’ı yakalayarak önce havuzun dibine batırıp zayıflattıktan sonra harabedeki gizli odalardan birine doğru fırlatır. Bu odada amansız bir dövüşe tutuşan iki Witcher’dan üstünlüğü ele geçiren yine Letho olur. Üstüne üstlük ardında yaralanmış ve mağlup edilmiş bir Geralt bırakıp Aedirn’e kısa yoldan gitmek için Triss’i kaçırarak bir kez daha ortadan kaybolur.

Triss’i bulmak için alelacele kasabaya dönen Geralt, Iorveth’e kılıcını verip vermemiş olmasına bağlı olarak iki manzaradan biriyle karşılaşır: Eğer kılıcı verip Iorveth’in kurtulmasını sağladıysa galeyana gelen Floatsam halkı, insan olmayanlara karşı sivil savaş başlatmıştır. Geralt bir yandan sokaklarda yakaladıkları cüce ve elfleri katleden insanları durdurmaya çalışırken bir yandan da Triss’e ulaşmaya çalışır. Eğer kılıcı Iorverth’e vermemeyi seçmiş ise manzara farkılıdır. Bu sefer Floatsam’ın sokaklarında Scoia’tael liderinin yakalanmış olmasını kutlayan ve sarhoş olan insanlar vardır.

Seçimi nasıl olmuş olursa olsun Triss Merigold’u arayışı, Witcher’ı Síle de Tansarville’in handaki odasına götürür. Burada Letho’nun gerçekten de Triss’i yakalamış ve büyücüyle birlike Aedirn’e ışınlanmış olduğunu öğrenir. Bu noktada yapacağı seçim, Geralt’ın macerasının tamamen farklı iki şekilde gelişmesine sebep olur.

-Burada oyunun gidişatıyla ilgili kritik bir seçim yapıyoruz. Oyuna Roche ya da Iorveth’in yoluyla devam etme hakkı oyuncuya tanınıyor. Fakat hikayeyi daha fazla uzatmaya gerek olmadığından Triss ve Letho’yla ilgili olan son kısma geçiyoruz.-

Son Kısım

Temeria Kampı’na geldiğinde gerçekten de Letho elinde oynadığı bir elmasla birlikte kendisini beklemektedir. Geralt elmasın Síle’ye ait olup olmadığını sorduğunda, Letho büyücüye son bir “şaka” yaptığıyla övünür. Daha da garibi, Geralt’a hafızasını geri kazanıp kazanmadığını sorarak viski ikram eder. Geralt hâlâ hatırlamadığı boşluklar olduğunu ancak Letho ile nasıl tanıştıklarını hatırladığını söyler. Letho’yla olan sohbetleri, Geralt’ın hafızasındaki son boşlukları da tetikler ve Witcher hatırlamaya başlar: Gerçekten de Letho’nun yardımları sayesinde Yaban Avı’nın izini sürüp onlara yetişmeyi başarmışlardır. 1270 yılının Kış Gündönümü’nde –yani büyünün gecesinde Witcher grubu Yaban Avı’yla çarpışır. Ancak tayfların öldürülememesi gerektiği halde kestikleri süvariler kızıl kanları gümüş kılıçları lekeleyerek ölürler. Geralt ölümü taşıyan zırhlarının altında etten ve kemikten bedenler taşıdığını böylece anlar. Sayıları çok fazla olduğu için hepsinin üstesinden gelemezler fakat Geralt liderleriyle yüz yüze gelmeyi başarır. Liderlerinin bugüne kadar gördüğü tüm elflerden farklı ve mağrur duruşa sahip bir elf olduğunu gören Geralt, bu elfin başka bir dünyadan geldiğinden şüphelenir. Yaban Avı’yla yenişemeyeceklerini anlayınca, Yennefer’i bırakmaları karşılığında kendi ruhunu teklif eder. Ve Yaban Avı’nın eline düşüşü (ve daha sonrasında kurtulduğu zamanki hafıza kaybı da) bu şekilde gerçekleşir.

Letho’dan hâlâ alması gereken cevaplar olan Geralt, fedakarlığının ardından Letho ve dostlarının aynı Geralt gibi hafızasını kaybetmiş olan Yennefer’in grup içinde ve dışında sürekli sorun çıkarttığını öğrenir. Derken bir gün, Nilfgaard’ın gizli servisi Letho, Auckes, Serrit ve Yennefer’i yakalayıp sorguya çeker. Bu noktadan sonra Yennefer ve Witcherların yolları ayrılır; Letho ve grubu bizzat Emhyr tarafından Kuzey Krallıkları’nı dize getirecek göreve yollanırken, Yennefer de Nilfgaardlı büyücüler tarafından tedavi edilir. Hatta Letho’nun tahminlerine göre Emhyr’in Cadılar Loncası hakkında bildikleri de Yennefer’den öğrendiklerinden ibarettir. Yaban Avı konusundaki bilgilerini de Engerek Okulu’nda Av hakkında öğrettiklerine borçlu olduğunu anlatan Letho, aynı zamanda Síle’nin dediklerini de onaylar: Gerçekten de bütün olayların ardında Nilfgaard’ın imparatoru Emhyr van Emreis vardır ve her şey Kuzey Kralıkları’nın Nilfgaard’ın hazırlanmakta olduğu istiladan önce yumuşatılması amaçlıdır.

Hafızasını artık geri kazanmış olan ve Letho’dan istediği cevapları almış olan Geralt, son bir seçimle karşı karşıyadır: Bütün yaptıkları için Letho’yla ölümüne dövüşerek kozlarını paylaşmak ya da Letho’nun da istediği üzere gitmesine izin vermek… Eğer dövüşmeyi tercih ederse, kendisi de yaralansa da Letho’yu öldürmeyi başarır. Gitmesine izin verirse, başka bir macerada yolları tekrar kesişecektir.

Kralkatili’nin, Geralt’ın ve bütün bu komploların ortasında kalmış herkesin tüm çabalarına rağmen Nilfgaard’ın planı işe yaramıştır. Kuzey Krallıkları’nın sınırları Geralt’ın hareketleri sonucunda farklı biçimlerde şekillenirken, Nilfgaard tüm gücüyle ve önüne geleni süpürerek bütün Kuzey’i işgal etmeye başlar…

The Witcher 2: Assassin’s of Kings’teki Önemli Karakterler

Rivyalı Geralt

İlk oyunda da olduğu gibi bütün olaylar tekrardan Geralt etrafında oluşmaya ve gelişmeye devam ediyor. Kıta’nın kaderini belirleyecek olan ana karakterimizle yola devam ediyoruz.

Triss Merigold

İkinci oyunda rolü ilk oyundan daha farklı olan Triss Merigold bu hikayede yanan kişi oluyor diyebiliriz. Oyun boyunca hem kral katilinin hem de Triss’in peşinde koşuşturduğumuzdan kendisinin rolü epey önemli.

Foltest

Öldürülen kral Foltest olduğundan hikayemiz de kendisinin ölümüyle başlıyor. Foltest’i öldüren kral katilinin peşinden gitmemiz nedeniyle kendisinin önemi hikayede büyük.

Letho

Letho, kralları öldüren bir kral katili. Foltest’i öldürüp olayın Geralt’ın başına kalmasını sağlayan kişi de kendisidir. Oyun boyunca kendisini aradığımızdan dolayı da hikayede önemli bir yere sahip.

Roche

Hikayede kilit rol oynayan iki karakterden biri kendisi. Oyunun başında sizi hapishaneden salan da kendisidir. Ayrıca Iorveth veya kendisi arasında seçim yapmanız hikayeyi baştan aşağıya değiştirdiği için kilit bir role sahiptir.

Iorveth

Roche ve kendisi arasında yaptığınız seçim hikayeyi büyük ölçüde etkilediği için kendisi kilit role sahip karakterlerden birisidir.

Son

İlk iki Witcher oyunumuz bu kadardı. İkinci oyunun özetini daha detaylı yapmak istedim çünkü üçüncü oyunda kilit noktalarda veya yan görevlerde bu oyundaki olaylara değinilen yerler var. İlk oyun her ne kadar günümüz standartlarında -oynanamaz- derecede kötü mekaniklere sahip olsa da ikinci oyunu hem hikayesi hem de rahat mekanikleri nedeniyle şiddetle tavsiye ederim. Artık üçüncü oyuna bu bilgilerle rahatlıkla başlayabilirsiniz.

Önceki içerikArtık 100’den Fazla Oyun ve Uygulama NVIDIA DLSS Özelliğini Destekliyor
Sonraki içerikKena: Bridge of Spirits Tüm Platformlarda Çıkışını Gerçekleştirdi

BU İÇERİĞE YORUM YAP

Yorumunuzu girin!
Adınızı lütfen buraya girin